Koridorda, asansörde, öğle yemeğinde söylenenler var. Bir de toplantı masasında söylenenler.
Bu ikisi, çoğu kurumda birbirinden çok farklıdır.
Toplantıda herkes "tamam" diyor. Dışarıda ise gerçek konuşmalar başlıyor.
"Bu karar yanlış."
"Bunu söyleseydim ne olurdu ki."
"Zaten kimse dinlemiyor."
Ve o konuşmalar hiçbir zaman masaya gelmiyor.
Eğer bu tanıdık geliyorsa, o kurumda geri bildirim kültürü yok demektir. Ve bu, göründüğünden çok daha derin bir sorundur.
Çünkü dışarıdan her şey yolunda görünür. Hedefler konulur, raporlar hazırlanır, toplantılar yapılır. Herkes yerli yerinde oturur.
Altında ise sessiz bir çürüme başlamıştır.
Önce şunu netleştirelim.
Geri bildirim kültürü; performans görüşmesi değildir.
Yılda bir yapılan değerlendirme formu değildir.
"Açık kapı politikası" yazısı asılı olan ama kimsenin o kapıdan girmediği bir sistem de değildir.
Geri bildirim kültürü; insanların düşündüklerini, gördüklerini ve fark ettiklerini hem yukarıya, hem yataya hem de aşağıya söyleyebildiği bir ortamdır.
Bunun için güven gerekir.
Güven için ise zamanla inşa edilmiş, tutarlı davranışlarla örülmüş bir ilişki gerekir.
Ve bu ilişki her zaman liderden başlar.
Geri bildirim olmadığında ne olur?
İlk başta hiçbir şey olmuyor gibi görünür.
Kurum işlemeye devam eder.
Ama altında üç şey sessizce büyür.
Birincisi; sorunlar görünmez hâle gelir.
Ekibindeki biri bir süreçte ciddi bir aksaklık fark ediyor.
Söylemiyor.
Çünkü geçmişte söylediğinde ya görmezden gelindi ya da "Neden şimdi bunu getiriyorsun?" bakışıyla karşılandı.
Bir süre sonra söylemeyi bırakıyor.
Sorun büyüyor.
Sen ise çok geç fark ediyorsun.
Ve o ana kadar kurumun ödediği bedel çok daha büyük oluyor.
İkincisi; en iyi insanlar sustukça küçülüyor.
Yüksek performanslı, düşünen, fark eden insanlar sessizliğe tahammül edemiyor.
Onlar için söyleyememek, var olamamak gibi hissettiriyor.
Bir süre sonra ya kurumu terk ediyorlar ya da içlerine kapanıyorlar.
Her ikisi de kurum için büyük bir kayıp.
Ve çoğu zaman lider bunu, o insan çıkış görüşmesine oturduğunda öğreniyor.
Çok geç.
Üçüncüsü; lider gerçeklikten kopuyor.
Etrafındaki insanlar gerçeği söylemediğinde lider, kendi yarattığı bir gerçekliğin içinde yaşamaya başlıyor.
Her şey iyi görünüyor.
Ekip "tamam" diyor.
Raporlar olumlu.
Ama sahada bambaşka bir şey oluyor.
Bu kopukluk zamanla öyle derinleşiyor ki lider bir gün;
"Nasıl böyle oldu? Hiç fark etmedim."
diye soruyor.
Cevap basit.
Kimse söylemedi.
Söyleyemedi.
Peki neden bu kadar yaygın?
Çünkü geri bildirim vermek de almak da öğretilmiyor.
Okullarda öğretilmiyor.
Çoğu kurumda da öğretilmiyor.
İnsanlar ya "Eleştiri kişisel algılanır." diye çekiniyor ya da "Söylesem ne değişecek ki?" diye vazgeçiyor.
Ve liderler de çoğu zaman geri bildirim almaya gerçekten hazır değil.
Bunu kabul etmek zor olsa da...
Ekibinden biri sana;
"Bu karar yanlıştı."
dediğinde içinde ne oluyor?
Savunmaya mı geçiyorsun?
Yoksa duruyor, dinliyor ve gerçekten merak ediyor musun?
İşte o ilk tepki, kurumundaki geri bildirim kültürünü şekillendiriyor.
İnsanlar bir şeyi söylediklerinde nasıl karşılandıklarını çok hızlı öğreniyor.
Bir kez kapandılarsa, yeniden açılmaları için çok daha fazla çaba gerekiyor.
Çünkü güven yavaş inşa ediliyor, hızla yıkılıyor.
Bir de şunun farkında olmak gerekiyor.
Geri bildirim vermemek bazen nezaket gibi görünüyor.
"Kırmayayım."
"İncitmeyeyim."
"İlişki bozulmasın."
Bu düşünce çok insani.
Ama uzun vadede yaptığı şey çok farklı.
Geri bildirim vermediğinde karşındaki insan büyüyemiyor.
Nerede yanlış yaptığını bilmiyor.
Neyi farklı yapabileceğini göremiyor.
Ve bir gün o insan, seninle geçirdiği yıllara bakıp;
"Neden kimse bana söylemedi?"
diye soruyor.
O soru hem o insana hem de sana ait.
Geri bildirim kültürü nasıl inşa edilir?
Büyük bir sistem kurarak değil.
Tek bir toplantı kararıyla değil.
Küçük anlardan başlıyor.
Birisi bir şey söylediğinde gerçekten duruyorsun.
Savunmaya geçmeden dinliyorsun.
"Bunu söylediğin için teşekkür ederim."
diyorsun.
Ardından o geri bildirimi bir şekilde hayata geçiriyorsun.
Ya da geçiremiyorsan, neden geçiremediğini dürüstçe açıklıyorsun.
Bu döngü tekrarlandıkça insanlar söylemenin güvenli olduğunu öğreniyor.
Güvenli olduğunu öğrendikçe söylüyorlar.
Söyledikçe kurum nefes almaya başlıyor.
Sorunlar masada konuşuluyor.
Çözümler daha hızlı üretiliyor.
Ve en önemlisi...
İnsanlar kendilerini o kurumun gerçek bir parçası gibi hissediyor.
Geri bildirim kültürünün olmadığı kurumda herkes doğruyu biliyor.
Sadece söylemiyor.
Geri bildirim kültürünün olduğu kurumda ise doğru masada konuşuluyor.
Ve o kurumlar çok daha hızlı büyüyor, çok daha sağlıklı kalıyor.
Son olarak sana sormak istediğim şu:
Sen en son ne zaman ekibinden gerçek bir geri bildirim aldın?
Yani seni rahatsız eden, düşündüren, belki de içini biraz sıkan bir geri bildirim...
Ve o an nasıl karşıladın?
Bu sorunun cevabı, kurumundaki geri bildirim kültürü hakkında çok şey söylüyor.
Çünkü kültür liderden yayılıyor.
Her zaman.
Ve bir kurumun geri bildirim kültürü, en çok liderin o ilk tepkisiyle şekilleniyor.
Yorumlarınızı bekliyorum.
📲 Yeni Nesil Liderler WhatsApp Topluluğumuza katılın: Kurumsal liderlik, koçluk ve ekip yönetimi üzerine güncel bilgilere ulaşmak için 👉 TIKLAYIN